Marka Flower Çiçekçi
16 Temmuz 2026, Perşembe
22:56

Yavuz Ağıralioğlu: Parasını verdiği S-400’ü kullanamayan, parasını verdiği F-35’i alamayan hükûmet olarak tarihe geçeceksiniz!

BHA
Yavuz Ağıralioğlu: Parasını verdiği S-400’ü kullanamayan, parasını verdiği F-35’i alamayan hükûmet olarak tarihe geçeceksiniz!
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Hükûmetin şöyle bir riski var: Parasını verdiği S-400’ü kullanamayan, parasını verdiği F-35’i alamayan hükûmet olarak tarihe geçecek. Lütfen müzakereye ciddiyet gelsin. Biz böyle oyalanacak bir ülke değiliz” dedi.

ANKARA - BHA 

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin genel merkezinde yaptığı basın toplantısında konuştu... Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Genel Başkan Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:

“ ‘Netanyahu’ya bu kadar silahı siz veriyorsunuz, bunu siz şımartıyorsunuz, sınırlarımıza kadar gelen azgınlığın destekleyicisisiniz’ diye haykıran hükûmetin, bugün NATO 3.0’da geldiği yer şu: Parasını verip ‘Egemenlik hakkımızdır, alırız kardeşim’ diye konuştuğumuz, gerçekten de öyle olan S-400’leri; bugün verecek yer arıyoruz fellik fellik… Biz NATO’nun kölesi değiliz, müttefikiyiz; saygın bir üyesiyiz. Bütün bunlara rağmen hukukumuzu çiğneyerek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne risk oluşturan, tehdit oluşturanlara cüretkârlık imkânı veren sizsiniz. Dolayısıyla bizim tehdit algımızın merkezinde sizin çifte standartlarınız, verdiğiniz sözü tutmamanız, bize taahhüt ettiğiniz silahları teslim etmemeniz yatıyor. S-400’ler, Patriot’lardan çok daha verimlidir; şu anda bilinen en iyi hava savunma sistemidir. Dolayısıyla F-35’lerle hava sahamızı koruyup koruyamayacağımızı, bunun bir demir kubbeye dönüp dönmeyeceğini, bu F-35’lerin kaynak yazılımlarının bize ne kadar verileceğini, teknolojisinin transferinde ne kadar yer alacağımızı bilmiyoruz. Hükûmetin şöyle bir riski var: Parasını verdiği S-400’ü kullanamayan, parasını verdiği F-35’i alamayan hükûmet olarak tarihe geçecek. Lütfen müzakereye ciddiyet gelsin. Biz böyle oyalanacak bir ülke değiliz. Büyük bir devletiz, saygın bir müttefikiz. Bize bu çifte standardı layık görenlere hak ettikleri şekilde cevap verilmesi lazım. ‘Siz bunu hak ediyorsunuz’ diyorlarsa, onlara neyi hak ediyorlarsa göstermek zorundasınız.

Muhatap olduğunuz bugün FETÖ olur, yarın başka bir şey

Dün 15 Temmuz’un 10. seneidevriyesiydi. FETÖ’cülerle mücadele ediyoruz. Devlette yuvalanmış, millet ve devlet varlığımıza kastetmiş; devlet devlet olamayınca kendisi devlet olmaya kalkmış, devletin bütün kılcal damarlarına kadar sirayet etmiş ve devleti bir mekanizma olarak felç edebilme kapasitesi elde etmiş bir yapının darbe teşebbüsünü savuşturduğumuzun 10. yılı. Hükûmetin beyanatlarına, demeçlerine baktım; bizimkiler seneyidevriyesi olunca konuşmayı çok seviyor. ‘Aslanlar gibi mücadele edeceğiz, kaplanlar gibi mücadele edeceğiz’ falan diye konuşuyorlar. FETÖ’cülerle mücadele bahsinin en yoğun olduğu zamanlarda Mecliste hükûmete birkaç hususu hatırlatmıştım: ‘FETÖ’cülerle mücadele edeceğiz ama ondan daha mühimi, bu Türk yurdunda FETÖ’cülüğü bitireceğiz’ demiştim. FETÖ’cülüğü bitirmezseniz, bugün muhatap olduğunuz FETÖ’dür, yarın başka bir şeydir. Bu FETÖ’cülük dediğiniz şeyi tarif edeceksiniz ve o zihniyetle mücadele edeceksiniz ki devletin başına yarın yine aynı bela gelmesin, devlet yine istiskale uğramasın. Devletin kurumları birtakım heveslerin, tertiplerin hedefi haline getirilmesin.

FETÖ’cülerle mücadele onlara benzeyerek yapılmaz

FETÖ’cülük nedir? FETÖ’cülük; devleti kendinin zannetmektir. Biz FETÖ’cülere bu yüzden kızıyoruz; ‘Bu devlet sizin babanızın malı mı?’ diyoruz. FETÖ’cülük; devletin makamlarını kendi babasının makamı zannetmektir. Hak ettiğini düşündüğü mevkileri ele geçirmek için muhataplarına her şeyi yapmayı meşru görmektir. FETÖ’cülük; kazanmak için her yolu mübah görmek, galip olmak için her yolu mübah görmek, rakip gördüğüne her şeyi yapmayı kendinde hak görmek ve devletin imkânlarını kendi yandaşlarına, kendi ekibine, kendi cemaat mensuplarına kullandırmayı hak görmek demektir. Bütün bunları tarif ederken, FETÖ’cülerden ziyade bu zihniyetle mücadele etmenin önümüzdeki dönemde devlet ve millet varlığımızı koruyacağını hem millet vicdanına hem de hükûmete ihtar etmiştik; ‘Böyle yaparsanız olur’ demiştik. Dolayısıyla, FETÖ’cülerle mücadele onlara benzeyerek yapılmaz. Onların kullandığı enstrümanları kullanarak mücadele ederseniz onlara benzersiniz ve onlara benzerseniz amaç hasıl olmuş olur. Mücadele, mücadele ettiklerinizin ahlaksızlığına benzeyerek yapılmaz. FETÖ’cülerle, çetelerle, mafyayla mücadele ediyorsanız; onlarla kanunsuzlukla değil, adaletle mücadele edeceksiniz. Devleti çeteden ayıran şey budur. Devlet devletse, adaletle yönetilir. Devletin cezalandırma hakkı var mıdır? Vardır; ama devlet cezasını adaletle verir. Devletin cezası adalettir. O yüzden 2026’da, FETÖ ile mücadele hattında hükûmetimizin kulağına, kalbine, vicdanına ve iradesine bir şey fısıldıyorum: FETÖ’cülerden daha mühimi, FETÖ’cülükle mücadeledir. Benzemeyin; mücadele ettiklerinize benzemeyin! Devlet sizin emanetinizdir, adalet ise herkese vereceğiniz cevaptır. Size benzemeyenlerin de hakkını, hukukunu muhafaza edebilmek asaletidir devleti ayakta tutabilen şey. O yüzden Türk milletinin yönetimi adına insanlığa cevabı, hükûmetin adaleti olmalıdır.

Teröristler ülkenizde miting yapıyor

Mısır Çarşısı’nı bombalayan, o kadar insanımızı orada katleden alçaklar, yönettiğiniz ülkede miting yapıyorlar. Teröristler ülkenizde miting yapıyor ve miting meydanlarında özür bile dilemiyorlar. Miting kalabalıklarına yaslanıp hükûmete dönerek, ‘Bu kalabalıkların içinde pişman olan kimse görüyor musunuz? Biz yenildik mi?’ diyorlar. Ben de size soruyorum kıymetli hükûmetimiz. Hani Yenikapı ruhu ayakta olduğu müddetçe devlet ayakta olacaktı. Bu ayakta olduğunu söylediğiniz devletinizi tehdit ederek geziyorlar. Ayakta olduğunu söylediğiniz devletin meydanlarında, çocuklarınızın katilleri özgürlük mitingleri yapıyor. Dikkatli olmanızı tavsiye ederim. Milletiniz sizi izliyor; size yetki verdi, kudret verdi, devlet verdi. Devleti yönetme salahiyeti verdi. Devleti koruyacaksınız. Milletinizin hukukunu koruyacaksınız.

Hükûmet misiniz, tefeci misiniz belli değil

Yapılandırma yapıyorsunuz şimdi. 4 milyonluk borcu olan, beş yıllık yapılandırmada 9 milyon ödüyor. Yapılandırılmış hali bu. Yani hükûmet misiniz, tefeci misiniz belli değil. Firavun’un sarayına taş taşıyan Mısırlı köleler vardı biliyorsunuz. Kendi milletinizi bankalara taksit taşıyan kölelere çevirdiniz. Faiz lobilerine taksit taşıyan kölelere çevirdiniz vatandaşınızı. Vatandaşınız faizin altında inim inim iniyor, faiz veriyor. Siz tefeci misiniz, hükûmet misiniz? Faiz işletiyorsunuz. Sonra faize tekrar bir daha faiz işletiyorsunuz. Silin faizi. Faizi silin. Fransa’da ölümü kolaylaştırma diye bir şey kabul edilmiş ya, sizinki de ona benziyor. Ölümü kolaylaştırma yani. Maşallah rekor kıra kıra bir hâl oldunuz yani. Faize karşıyım diyerek faiz şampiyonu oluyorsunuz. Adalete tarafım diyerek adaletsizlik şampiyonu oluyorsunuz. Enflasyonsuz bir ülke hayali kuruyorsunuz, enflasyon şampiyonusunuz. İşsizliği çözeceğim diyorsunuz, işsizlikte rekor kırıyorsunuz. Memleket de neye talipseniz onu berbat etmekle meşhursunuz.

Milletiniz aktivist oldu sizin yüzünüzden

Her gittiğimiz yerde ‘Benim hakkım yeniyor, şunu da duyurur musunuz, bunu da söyler misiniz?’ sözlerini o kadar çok duymaya başladık ki; bir Millet Divanı yapıyoruz genel merkezimizde. ‘Millet Divanı’nda bunu da konuşun, memleket meselesi bunu da duyurun’ diye artık böyle dert kürsüsüne dönüştü. Memleketin duyulmaz dertleri duyulsun; sesi duyulmayanların sesi hükûmete, kim çözecekse onlara duyurulsun diye bir hassasiyet var. Çözerlerse çözsünler; çözmeleri için de ne yapmaları gerektiğini söylüyoruz. Çözemezlerse biz alacağız hassasiyetiyle yürüyoruz. Bütün memleket eylemde. Milletiniz aktivist oldu sizin yüzünüzden, işimiz gücümüz yok gibi size sesimizi duyurmak için herkes hakkı için eylemde. Bu sizin sonunuzu getirecek.”

Benzer Haberler

Marka Flower Çiçekçi