Antalya Nekropol Müzesi'nde kuşların ölümüne ve esaretine karşı tuttuğumuz nöbetin bugün 10. günü.
10 gündür aynı manzaraya bakıyoruz. Ağların arkasında çırpınan, kaçmaya çalışan, yorulan, tükenen kuşlara...
İlk günlerde çığlıkları yükseliyordu. Yardım istercesine kanat çırpıyor, çıkış yolu arıyorlardı. Şimdi ise çoğu ötmez oldu. Çünkü yoruldular. Çünkü tükendiler. Çünkü umutları ellerinden alındı.
Bir canlının sesinin kesilmesi her zaman kurtuluş anlamına gelmez. Bazen sessizlik, yaklaşan ölümün habercisidir.
Bu ülkenin dört bir yanından insanlar bu kuşların sesini duydu. Sosyal medyada binlerce kişi gördü, paylaştı, tepki gösterdi. Hayvan hakları savunucuları duydu. Vicdan sahibi vatandaşlar duydu.
Ama ne yazık ki;
Antalya Valiliği,
Antalya Büyükşehir Belediyesi,
Müze Müdürlüğü,
Doğa Koruma ve Milli Parklar yetkilileri,
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü
duymadı.
Ya da duymak istemedi.
Çünkü duymak, sorumluluk almak demektir. Görmek, harekete geçmek demektir. Oysa 10 gündür karşımızda gördüğümüz şey, görev ihmali, duyarsızlık ve sorumluluktan kaçıştır.
Bugün burada yalnızca kuşlardan bahsetmiyoruz.
Dün sokak köpekleri hedef gösterildi. Kediler görmezden gelindi. Yaban hayatı yok edildi. Ormanlar, dereler, yaşam alanları rant uğruna feda edildi.
Şimdi de kuşlar...
Peki sıra sonra kime gelecek?
Bir toplumun vicdanı, en savunmasız canlılara nasıl davrandığıyla ölçülür. Bugün ağlar içinde ölüme terk edilen kuşlar karşısında sessiz kalanlar, aslında insanlığın ortak vicdanını da yaralamaktadır.
Yıllardır hayvanların yaşam hakkını savunuyoruz. Yıllardır doğanın sesini duyurmaya çalışıyoruz. Ve yıllardır aynı duvarla karşılaşıyoruz:
Liyakatsizlikle...
İlgisizlikle...
Vicdansızlıkla...
Görevini yapmayan kurumlarla...
Ancak bilinmelidir ki bu sessizlik sonsuza kadar sürmeyecek.
Çünkü biz susmayacağız.
Kanat çırpmaktan yorulan kuşların sesi olacağız.
Ölen her canın hesabını sormaya devam edeceğiz.
Görmezden gelenlere göstermeye, duymayanlara duyurmaya devam edeceğiz.
Bu ülkede başıboş olan hayvanlar değildir.
Başıboş olan; sorumluluk almayan anlayıştır.
Başıboş olan; görevini yerine getirmeyen yöneticilerdir.
Başıboş olan; yaşam hakkını koruması gerekirken sessiz kalan kurumlardır.
Bugün Antalya Nekropol Müzesi'nde yaşananlar yalnızca kuşların meselesi değildir. Bu, vicdanın, hukukun ve yaşam hakkının sınandığı bir meseledir.
Ve unutulmasın:
Bir gün bu ağlar kaldırılır. Bir gün bu kuşlar kurtulur. Ama göz göre göre ölümlere sessiz kalanların vebali kolay kolay kalkmaz.
Bizler, hayvanların, doğanın ve sesi duyulmayan tüm canlıların yanında olmaya; sessizlerin sesi olmaya devam edeceğiz.
Yaşamdan yana olan herkesi bu vicdansızlığa karşı ses çıkarmaya, yetkilileri ise görevlerini derhal yerine getirmeye çağırıyoruz.
Yaşam haktır. Sessizlik suç ortaklığıdır.
HAYVAN HAKLARI PLATFORMU TÜRKİYE & ANTALYA HAYVAN HAKLARI PLATFORMU & ATTALOS PATİ GÖNÜLLÜLERİ