Marka Flower Çiçekçi
12 Ağustos 2026, Çarşamba
14:15

ÇERÇEVE YASA’NIN KABULÜ, BARIŞ VE KARDEŞLİK YOLUNDA ÖNEMLİ BİR EŞİKTİR

GÜNDEM
Haber : Murat Genç/ DİYARBAKIR

SAADET PARTİSİ DİYARBAKIR İL BAŞKANLIĞI

ÇERÇEVE YASA BASIN METNİ

ÇERÇEVE YASA’NIN KABULÜ, BARIŞ VE KARDEŞLİK YOLUNDA ÖNEMLİ BİR EŞİKTİR

Türkiye’de yaklaşık yarım asırdır yaşanan şiddet, çatışma, acı ve gözyaşının ardından bugün önemli bir eşik aşılmıştır.

“Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”un, TBMM Genel Kurulu’nda 467 kabul, 87 ret ve 7 çekimser oyla yasalaşmasını memnuniyetle karşılıyor, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyoruz.

Öncelikle bu kanunun kabulü yönünde irade ortaya koyan Saadet Partisi milletvekillerimize ve süreç boyunca Türkiye’nin huzuru ve toplumsal barış için sorumluluk üstlenen Genel Başkanımız Sayın Mahmut Arıkan’a teşekkür ediyoruz.

Aynı şekilde, farklı siyasi partilerden “kabul” oyu vererek bu sürecin Meclis zemininde ilerlemesine katkı sunan milletvekillerine ve sürecin olumlu sonuçlanması için gayret gösteren siyasi parti genel başkanlarına da teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Farklı siyasi görüşlere sahip insanların aynı mesele üzerinde farklı düşünmesi demokrasinin gereğidir. Ancak mesele; insan hayatı, toplumsal huzur, kardeşlik ve Türkiye’nin geleceği olduğunda ortak bir zeminde buluşabilmek, siyasetin en büyük sorumluluklarından biridir.

Genel Başkanımız Sayın Mahmut Arıkan’ın TBMM Genel Kurulu’nda ifade ettiği gibi, Türkiye kendi meselelerini kendi Meclisi’nde, kendi hukukuyla ve millet iradesiyle çözebilecek kudrete sahiptir.

Türkiye’nin geleceğini; çatışmanın, şiddetin, kutuplaşmanın veya dışarıdan dayatmaların değil, Meclis’in, hukukun, adaletin, istişarenin ve millet iradesinin belirlemesi gerektiğine inanıyoruz.

Bu nedenle bugün kabul edilen yasayı bir son değil, daha büyük bir sorumluluğun başlangıcı olarak görüyoruz. Bizim ölçümüz bellidir: Hayra motor, şerre fren olmak.

Bu süreç konusunda endişe taşıyan vatandaşlarımızın kaygılarını da önemsiyoruz. Hiç kimse soru işaretleri veya itirazları nedeniyle suçlanmamalıdır. Ancak böylesi önemli bir meselede kararımızı söylentiler, korkular veya siyasi yorumlar üzerinden değil; kanunun gerçek hükümleri ve Türkiye’nin güvenliği açısından ortaya koyduğu imkânlar ve riskler üzerinden vermek gerekir.

Bölgemizde ve dünyada yaşanan gelişmeler de Türkiye’nin iç huzurunu ve toplumsal dayanışmasını her zamankinden daha önemli hâle getirmiştir.

Farklılıklarımız üzerinden kırılganlaşan değil, farklılıklarını kardeşlik içinde taşıyabilen güçlü bir Türkiye’nin; dış müdahalelere ve bölgesel hesaplara karşı daha dirençli olacağı açıktır.

Bu nedenle kalıcı barışı yalnızca güvenlik meselesi olarak görmüyoruz. Adalet, hukuk, demokrasi, ekonomik kalkınma, istihdam, eğitim ve sosyal dayanışma da bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır.

Hiçbir vatandaşımız kendisini bu sürecin kaybedeni olarak görmemelidir. Bizim için barış; bir tarafın diğer tarafa üstün gelmesi değil, kardeşliğimizin yeniden güçlenmesi ve Türkiye’nin tamamının kazanmasıdır.

Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Çerkes’iyle; doğusuyla, batısıyla bütün vatandaşlarımızın kendisini bu ülkenin eşit ve onurlu bir parçası olarak gördüğü bir Türkiye istiyoruz.

Diyarbakır’dan özellikle ifade etmek isterim: Artık çocuklarımızın geleceğini, geçmişin acılarına mahkûm etmemeliyiz.

Bir evladımızın daha toprağa düşmemesi, annelerin bir daha evlat acısı yaşamaması, gençlerimizin silahların değil eğitimin ve üretimin peşinden gitmesi için önümüzdeki bu imkânı değerlendirmek zorundayız. Bunun yolu da birbirimizi düşmanlaştırmaktan değil, istişareden, sağduyudan, samimi diyalogdan ve ortak akıldan geçmektedir.

Bugün Meclis’te ortaya çıkan iradeyi daha geniş bir toplumsal mutabakata dönüştürmek hepimizin sorumluluğudur. Bunun için “ben” ve “sen” üzerinden değil, “biz” duygusu üzerinden siyaset yapmayı başarmalıyız.

Türkiye’nin artık yeni bir dili büyütmeye ihtiyacı vardır: Öfke yerine sükûnet, çatışma yerine diyalog, intikam yerine adalet, ayrışma yerine kardeşlik, korku yerine güven, kutuplaşma yerine istişare; Saadet Partisi olarak biz, bu anlayışın takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Bizim meselemiz herhangi bir siyasi partinin başarısı değil, Türkiye’nin başarısıdır. İktidarın da muhalefetin de üzerinde milletimizin hakkını ve Türkiye’nin geleceğini gözetmeye; doğru gördüğümüzü desteklemeye, yanlış gördüğümüzü ise açıkça ifade etmeye devam edeceğiz.

Türkiye’nin çözülmesi gereken daha pek çok meselesi vardır. Ekonomiden adalete, eğitimden tarıma, genç işsizliğinden yoksulluğa kadar her alanda sorumluluk almaya ve çözüm önerilerimizi ortaya koymaya devam edeceğiz.

Çerçeve Yasa’nın ülkemize, milletimize ve bütün halklarımıza hayırlı olmasını diliyor; bu süreçte sorumluluk üstlenen tüm siyasi aktörlere bir kez daha teşekkür ediyorum. Barışın, adaletin ve kardeşliğin yolu açık olsun.

Abdurrahman Ergin

Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı

Marka Flower Çiçekçi